• Şeker bağımlılığına son verin!!! •

25-04-2016

Şeker bir bağımlılık ve her bağımlılıkta olduğu gibi üstesinden gelmenin ilk adımı bunu kabul etmektir. Şeker bağımlılığından kurtulmak için bilinçli ve istekli çaba sarfetmek gerekir. Günümüzde çoğu insan ne kadar çok şeker tükettiğinin farkında bile değil. Şekeri tatlı ve çikolatadan ibaret zannedenler çok, hazır gıdalarla alınan şeker miktarının farkında olanlar ise çok az. Amerika’da yapılan araştırmalar bir kişinin senede ortalama 59 kg şeker tükettiğini gösteriyor. Aynı yaşam ve beslenme biçimini her geçen gün daha da fazla benimseyen ülkemizde de durum buna benzer olsa gerek. Fazla şeker tüketimi kilo artışına ek olarak pek çok hastalığa da neden oluyor.

 

İşlenmiş şeker tüketimi aşağıdakilere neden olabilir:

Obezite

Diyabet

Hipoglisemi

Metabolik sendrom

Hipertansiyon

Kalp ve damar hastalıkları

Depresyon

Yorgunluk

Gerginlik

Cilt problemleri

Öfkeli ve agresif davranışlar

 

Beyaz şeker kadar şuruplar, şekerli içecekler, tatlılar, soslar, ekmekler de zararlı. Bir de günümüzde işlenmiş gıdaların çoğunluğunda kullanılan fruktoz şurubu…

 

Peki burda zararlı olan ne?

Fruktoz.

 

Bedenimiz fruktozu meyvelerden almaya alışık ve bu meyveler lif içeriğinden dolayı fruktozun emilimini yavaşlatıyor. Aynı zamanda lif doygunluk hissi yarattığından fazle tüketimi de engelliyor. Sonuçta bir oturuşta 10 tane portakal yiyen pek yoktur. İşlenmiş şeker ile doğal besinlerden alınan şeker birbirinden farklıdır. Şeker ve fruktoz şurubu ucuzladıkça tükettiğimiz tüm yiyeceklerde yer almaya başladı. Son yapılan araştırmalar fruktoz şurubu tüketiminin kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini arttırdığını göstermektedir. Araştırmadaki katılımcılarda 2 hafta kadar kısa bir sürede fruktoz şurubu tüketimi sonucu kolestrolün de arttığı gözlemlenmiştir.

 

Kişi çok fazla şekerli yiyecek tükettiğinde karaciğer fruktozla yükleniyor ve bunun fazlasını yağa çeviriyor. Bu yağ kan dolaşımına katılarak sağlık için tehlikeli olan ve kötü kolestrol olarak bilinen LDL kolestrolün artmasına neden olur. Bunun sonucu kan damarları sertleşir ve damarlarda plak oluşur. Yıllar içinde damarda daralma, tıkanma ortaya çıkar. Bu da kalp krizi, kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabilir.

 

Kanserle ilgili son zamanlarda yapılan araştırmalar da gösteriyor ki şeker tüketiminin kısıtlanması kanser riskini azaltıyor. Şekerli yiyecekler ya da içecekler tükettiğimiz zaman insülin artar. Bu durum bazı kanser tiplerinin oluşumunda katalist rolü oynayabilir. İnsülin bazı dokularda yan etkilere neden olabilir. Bunlardan biri de kanser oluşumu. Sık görülen kanserlerin üçte birinde (göğüs ve kolon kanserleri de dahil) kanser hücresinin yüzeyinde insülin reseptörleri bulunur. İnsülin bu reseptörlere bağlanarak tümörün glikoz tüketmeye başlamasına neden oluyor. Tüm hücrelerimizin hayatta kalabilmek için glikoza ihtiyacı var. Problem kanser hücrelerinin glikozu büyümek için kullanması. Eğer üzerinde insülin reseptörü olan bir tümörünüz varsa kandaki glikozu almak için uyarılacaktır. Bu durumda glikoz, yağ ya da kas hücresine gideceğine tümöre gider ve tümör bunu büyümek için kullanır. Şeker tüketmeyerek bu riski önleyebiliriz. En azından şekeri minimuma indirerek…

 

Şeker bağımlılık yaratan bir maddedir ve günümüzde her yerde karşımıza çıkmaktadır.

 

Oregon Research Institute’de fMRI kullanılarak beynin tatlıya olan tepkisi inceleniyor. Bu araştırmalar gösteriyor ki şeker beynimizi aynı kokain gibi aktive ediyor.  Şekerli bir içecekten bir yudum aldığınız an beynin belli bölgelerine kan akışı artıyor. (Beyin Ödül Sistemi, nükleüs akkümbens ve amygdala gibi beynin birçok bölgesini içeren ve “zevk” almadan sorumlu bir sistemdir.) fMRI görüntüleri beynin ödül merkezinin tatlıya cevap verdiğini gösteriyor. Beynin zevk merkezini kontrol eden bir kimyasal olan dopamin salgılanıyor. Tıpkı uyuşturucu ya da alkol tükettiğimizde olduğu gibi… Böylece kendimizi iyi hissediyoruz ve zevk alıyoruz.

 

Yüzlerce kişide yapılan araştırma gösteriyor ki sık sık şekerli içecekler ve tatlı yiyecekler tüketen kişiler aynı uyuşturucu kullananlar gibi tolerans geliştirmektedir. Tolerans gelişimi kişinin bir önceki sefer kadar kendini iyi hissedebilmesi için daha fazla tüketmesi olarak tanımlanabilir. Yani daha çok yedikçe daha az zevk hissediyorsunuz ve sonuç olarak her zaman yediğinizden daha fazla yiyorsunuz.  

 

Bu kısır döngüyü kırmak elinizde. Bir dahaki sefere size şekerli bir içecek ya da tatlı ikram edildiğinde bunun yerine su istemeye ya da canınız tatlı çektiğinde meyve yemeye ne dersiniz?   

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir
Şeker bağımlılığına son verin!!!
Şeker bağımlılığına son verin!!!
Blog'a Git
Olumlama nedir? Sağlık kazandıran olumlamalar
Olumlama nedir? Sağlık kazandıran olumlamalar
Blog'a Git
Plastikleri hayatınızdan çıkarın!
Plastikleri hayatınızdan çıkarın!
Blog'a Git
Detoks Süreci
Detoks Süreci
Blog'a Git